Translate

Sayfalar

güzellik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
güzellik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Ekim 2011 Pazartesi

Umberto Eco - Ortaçağ Estetiğinde Sanat ve Güzellik

ORTAÇAĞ ESTETİĞİNDE SANAT VE GÜZELLİK
[Umberto Eco]


GİRİŞ
Bu kitap, VI. Yüzyıl ile XV. Yüzyıl arasında Ortaçağ Latin uygarlığının geliştirdiği estetik kuramlar tarihinin bir özetidir. Ama, sunduğumuz bu tanım, tanımda geçen terimlerin de tanımlanmasını gerektirmektedir.
Özet. Özgünlük iddiası olmayan bu araştırma, aralarında Aquino’lu Thomas’ta Estetik Sorun (1956) araştırmamın da yer aldığı önceki araştırmaların bir özeti de

2 Mayıs 2011 Pazartesi

Altın Oran - Estetik güzelliği, güzellik ise mükemmelliği çağrıştırır

ALTIN ORAN NEDİR?

Estetik güzelliği, güzellik ise mükemmelliği çağrıştırır. Güzelliğin aslı, fiziksel olmaktan öte içsel ve duygusal özelliklerden oluşur. Kendimizde ki ve ruhumuzda ki huzur daha mutlu ve güzel hissetmemizi sağlamasına rağmen güzelliğin diğer noktası karşımızda ki insanın dikkatini çekmek, saygı, hayranlık uyandırmak ve etkilemek için göz ardı edilemeyecek bir güce sahiptir.







Güzellik zamana göre değişen ve hepimizi etkileyen bir kavramdır. Ölçülemeyen ve sabit olmayan bir kavram olmasına rağmen bunun bir formülasyonu vardır. Biz bu etkileyici formülasyona �Altın Oran� diyoruz. Leonardo Da Vinci eserlerinin ve tablolarının birçoğunda bu formulasyonu uyguladığı için �Da Vinci� yöntemi diye anılır.

20 Mart 2011 Pazar

Ebru Sanatında Sıra Dışı Bir Güzellik

Ebruda Sıra Dışı Bir Güzellik
Atilla Can
Ebru sanatına, “portre ebru” ve “kardelen çiçeği” formlarını kazandıran ve 2009’da Hat Dergisi yılın ebru sanatçısı ödülü alan Atilla Can, ebru sanatının sayılı yol göstericilerden biri…
Üniversitelerin güzel sanatlar bölümlerinde ebru branşını eklemek ve ders olarak okutmak gerektiğini düşünen Atilla Can, yurtdışında Türk sanatları içinde en çok kıymet gören sanatın ebru olduğunu, ancak Türkiye’de diğer sanat dallarına verilen kıymetin henüz ebruya verilmediğini düşünüyor. Atilla Can ile ebru ve benzersiz sanatı üstüne konuştuk.

Ebru sanatçısı Atilla Can
Röportaj: Mihriban Doğan
Ebruya nasıl başladınız?
Ebru sanatının varlığını biliyordum. Su üzerinde icra ediliyor olması onu tılsımlı ve enteresan kılıyordu. Bu da bende onun cazibesine karşı koyamayacağım hissinin uyanmasına vesile oldu. İçimdeki o coşku ve hararet ile ebruyu araştırmaya başladım. Ebru sergileri gezdim, ebrulu ürünleri inceledim, dokundum ve bu sanatı kesinlikle yapmam gerektiği kanısına vardım. Arayışlarım sırasında bir gün Sultanahmet’te bildiğim bir hat erbabının konuğu oldum. Ona ‘ebru öğrenebileceğim bir yer var mı?’ diye sorduğumda, yanına oturduğum kişinin, ''Ben ebru sanatçısıyım,'' demesiyle bir an şaşkınlık yaşadım. O kişi aynı zamanda hat hocasının talebesi olan Ali Çalışır'dı. Bu tanışıklık ile ebru ile yolculuğumun ilk biletini o gün almış oldum. İlk ders randevusu 29 Mayıs pazar gününe tesadüf etti. Mehteranların fetih nidaları içinde, İstanbul’un doğum gününde, o istisnai günde ilk ebru dersini alarak sanat yaşamıma başlangıç yapmış oldum.

6 Haziran 2010 Pazar

Güzelliğin ve estetiğin tamamlayıcı unsuru takı

Estetik ve Tutkunuz Süsü Takılar





Estetik ve tutkunun süsü:

Takılar






Geçmişi çok eskiye dayanan takı sanatı, ilk zamanlarda dinsel ve büyü yapma amacı için kullanılsa da, çoğu zaman toplum içinde bir statü göstergesi oldu. Boncuklardan altın ve gümüşe, yarı değerli taşlardan fildişine kadar birçok madde, takı sanatında kullanıldı. İnsanlar takılara kötülüklerden uzak tutmak için doğa üstü güçler atfederken, aynı zamanda güzelliğin ve zerafetin önemli bir parçası saydı.

Bilezikler, yüzükler, kolyeler, halhallar başta olmak üzere takılar yaratıldıkları medeniyetleri, kültürleri sembolize eder.

Güzelliğin ve estetiğin tamamlayıcı unsuru takı, geçmişten bugüne değişen formlarına karşın önemini hep korudu. Asya'dan Avrupa'ya, Afrika'dan Amerika'ya kadar yeryüzünde bilinen bütün kültürlerde görülen takı, kimi zaman güzellik ve estetik amaçlı kullanılmış. Kimi zaman da büyünün ve toplumsal kast sistemlerinin simgesi olmuş. Farklı kültürlerde farklı formlar bulan takılar altın, gümüş, çeşitli madenler, yarı değerli taşlar, ağaç, fildişi ve kemiklerden yapıldı. Bilezikler, yüzükler, kolyeler, halhallar başta olmak üzere takılar yaratıldıkları medeniyetlerin özlerini içinde barındıran semboller olarak günlük yaşama estetik ve zenginlik katmaya devam ediyor. Mistik ve bilinmeyen dünyanın unsurları olarak kullanılan takılar hem tanrılara yalvarmanın, hem de kötülüklerden uzak durmanın bir aracıydı. Takıların şans getirdiğine inanılırdı. Bu yüzden ava gidilirken takıldığı gibi, savaşçılarda savaşlara giderken takılarla süslenirdi. Yani, takılar sürekli bir sembolik değer yüküyle karşımıza çıkar. Toplumlar, takılarda estetiği, mutluluğu, güzelliği, sağlığı ve şansı gördü. Takı tasarım ve yaratımı, içinde oluştuğu kültürün temelinde sanatçıların yaratıcılığıyla form bulur. İlk topluluklarda kadına tanrısal bir nitelik atfedilmişti. Doğum ve bereket kadında somutlaşmış, ana tanrıça figürü ile kutsal bir özellik yüklenmiştir. Tanrı- tanrıça heykelleri takılarla süslenirken, kadınlarda takılarla birlikte tanrısal özelliği paylaştı. Günümüzde ise, takılar giysileri tamamlayan bir güzellik aksesuarı olarak öne çıkıyor.