Osmanlı döneminde sarık, kavuk (keçe veya kumaştan iç başlık) üzerine sarılan uzun tülbent (genellikle pamuklu, ince Hint bezi veya ağbanî türü kumaş) anlamına gelir. Sarık sarım stilleri, sadece estetik değil, aynı zamanda sosyal statü, meslek, rütbe ve sınıfı belirleyen en önemli unsurlardandı. Sarığın rengi (ulema için genellikle beyaz, tarikatlara göre yeşil/kırmızı/siyah, halk için ağbanî), kalınlığı, sarılış şekli ve ucunun bırakılma tarzı gibi detaylar kişiyi anında sınıflandırırdı.Cornelius Loos'un 1710-1711 suluboya "head dresses" setinde de muhtemelen bu farklı sarım stilleri, dönemin (Ahmed III/Lale Devri) çeşitliliğiyle belgelenmiştir; çünkü o yıllarda başlık ve sarık karmaşıklığı zirvedeydi.Başlıca Sarık Sarım Stilleri ve ÖzellikleriSarık sarım teknikleri, mezar taşları, kıyafet albümleri ve tarihî kaynaklarda (TDV İslâm Ansiklopedisi, Osmanlı kıyafet kayıtları) detaylı olarak geçer. En yaygın stiller şunlardır:
- Burma Sarık: Tülbent burularak (sıkıca kıvrılarak) sarılır. Daha çok üst düzey devlet adamları (paşa, defterdar gibi) tarafından tercih edilirdi. 16. yüzyılda yaygındı. Burma



