Translate

Sayfalar

botero sergisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
botero sergisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Mart 2012 Pazar

Dünyanın Çatısında Unutulanlar sergisi

 Dünyanın çatısındakiler

Fransız fotoğraf sanatçısı Matthieu Paley, coğrafi konumu nedeniyle "Dünyanın Çatıs" olarak adlandırılan Afganistan'daki Wakhan geçidinden edindiği deneyim ve tanıklığı, çektiği fotoğraflar aracılığıyla İstanbul'a taşıyor.



Aynı zamanda Géo ve National Geographic dergileri için de fotoğraf çeken Paley, New York’ta bir buçuk yıl kadar fotoğrafçılık eğitimi aldıktan sonra, 1998’de bu alanda çalışmaya başlamış. Bir karavan kiralayıp uzun yollar katetmiş ve bu şekilde yaşamaktan da çok hoşlanmış. “Yol boyunca karşılaştığım insanlar sanatımın konusu oldu” diyor.
Yaşadığı yerlerden edindiği izlenimlerin sanatına nasıl yansıdığını ise şu sözlerle anlatıyor: “Benim temalarım her zaman jeopolitik uzaklık olmuştur, bu nedenle 12 yıl boyunca Asya’da yaşadım. Pakistan

6 Aralık 2011 Salı

Sahici bir sanatın simyacısı - Erotik mitoloji

Sahici bir sanatın simyacısı

Türkiye'deki ilk Botero sergisine, Rudy Chiappini'nin kaleme aldığı bir katalog eşlik ediyor.
Yalnızca Kent ve Köpekler, Mayta'nın Öyküsü, And Dağları'nda Terör, Teke Şenliği gibi toplumsal/siyasal romanların değil, Üveyanneye Övgü ve Don Rigoberto'nun Not Defterleri gibi erotik yanı ağır basan yapıtların da yazarı Mario Vargas Llosa, sanat ve edebiyat üstüne denemelerini içeren Making Waves adlı kitabının bir bölümünü de Fernando Botero'ya ayırmıştır. Perulu yazar ile Kolombiyalı ressam ne de olsa hemşeri sayılırlar. Kuşkusuz, tüm Güney Amerika toplumlarının kendine özgü pek çok özelliği vardır; ama, belki Brezilya'yı bir yana bırakırsak, Latin Amerika pek çok özelliğiyle de tümden kendine özgü bir 'ülke' değil midir?

Güzel ve şişman

Vargas Llosa, Botero üstüne denemesine, güzellik kavramının göreliliğini örnekleyerek girer:

'Binbir Gece Masalları'ndaki öykülerden birinde, Harun Reşid'in haremindeki güzellerden en çekicisinin, etli butlu bir genç kadın olduğu anlatılır; kadın o kadar şişmandır ki, sürekli uzanıp yatması gerekmekte, ayağa kalktığı zaman dengesini yitirip yere yıkılmaktadır' Güzelliğin zayıflıkla özdeşleştirilmesi, Batılı ve modern bir yaklaşım, olasılıkla Anglosakson, ama kesinlikle Protestan bir önyargıdır. Zayıflık, antik toplumlarda, ilkel kültürlerde, Katolik dünyasının kırsal toplumlarında açlık ve hastalıkla ilintilendirildiği için tiksinti ve korku uyandırır. Grek-Roma geleneğince oluşturulan, insan formunun uyumuna dayalı güzellik ölçütleri, tombul figürleri dışlamıyordu; dahası, tombul form, tarihin pek çok döneminde ağır basmıştı. Bugün bile, kırsal İspanya'da, 'hermoso' (güzel) sözcüğü, insan için kullanıldığında, 'şişman' anlamına gelir''

Erotik mitoloji