Sahici bir sanatın simyacısı
Türkiye'deki ilk Botero sergisine, Rudy Chiappini'nin kaleme aldığı bir katalog eşlik ediyor.

Yalnızca Kent ve Köpekler, Mayta'nın Öyküsü, And Dağları'nda Terör, Teke Şenliği gibi toplumsal/siyasal romanların değil, Üveyanneye Övgü ve Don Rigoberto'nun Not Defterleri gibi erotik yanı ağır basan yapıtların da yazarı Mario Vargas Llosa, sanat ve edebiyat üstüne denemelerini içeren Making Waves adlı kitabının bir bölümünü de Fernando Botero'ya ayırmıştır. Perulu yazar ile Kolombiyalı ressam ne de olsa hemşeri sayılırlar. Kuşkusuz, tüm Güney Amerika toplumlarının kendine özgü pek çok özelliği vardır; ama, belki Brezilya'yı bir yana bırakırsak, Latin Amerika pek çok özelliğiyle de tümden kendine özgü bir 'ülke' değil midir?
Güzel ve şişman
Vargas Llosa, Botero üstüne denemesine, güzellik kavramının göreliliğini örnekleyerek girer:
'Binbir Gece Masalları'ndaki öykülerden birinde, Harun Reşid'in haremindeki güzellerden en çekicisinin, etli butlu bir genç kadın olduğu anlatılır; kadın o kadar şişmandır ki, sürekli uzanıp yatması gerekmekte, ayağa kalktığı zaman dengesini yitirip yere yıkılmaktadır' Güzelliğin zayıflıkla özdeşleştirilmesi, Batılı ve modern bir yaklaşım, olasılıkla Anglosakson, ama kesinlikle Protestan bir önyargıdır. Zayıflık, antik toplumlarda, ilkel kültürlerde, Katolik dünyasının kırsal toplumlarında açlık ve hastalıkla ilintilendirildiği için tiksinti ve korku uyandırır. Grek-Roma geleneğince oluşturulan, insan formunun uyumuna dayalı güzellik ölçütleri, tombul figürleri dışlamıyordu; dahası, tombul form, tarihin pek çok döneminde ağır basmıştı. Bugün bile, kırsal İspanya'da, 'hermoso' (güzel) sözcüğü, insan için kullanıldığında, 'şişman' anlamına gelir''
Erotik mitoloji